Archive for the ‘1- Öğretmensiz Öğretmen’ Category

Ortaokul Safhasına Giriş

Aralık 10, 2008

Gaziantep’e taşınır taşınmaz, bir taraftan ticaret işlerimi düzene koydum ve diğer taraftan da hemen okul dışından öğrenci kabul eden Gaziantep Lisesi’nin ortaokul bölümüne kaydımı yaptırdım. Açtığım tuhafiye dükkanımda, boş zamanlarımda çalışarak sınavlara da hazırlandım. İlk iki dönemde sınav, okul dışından girenler için çok zor oldu. Çünkü sınava hangi dersten giriyorsak, o dersin 1. 2. ve 3. sınıfını bir girişte başarmalıydık. Bir girişte bu üç kitaptan ikisini verip birini veremedin mi her üç kitaptan da başarısız sayılıyordun. Böylece bir girişte bir dersin üç sınıfını da vermek kolay değildi. Mesela matematik dersinin 1. 3. kitabını başarıp da 2. kitabın dersini başaramadın mı her üç dersten de başarısız sayılıyordun, ve bunun gibi.
(more…)

İkamet Etme Düşüncesi

Aralık 10, 2008

Gezdtiğim iller içerisinde Gaziantep’de ikamet etmeye karar verdim. Ama bir işyeri, bir dükkan açmaya da sermaye lazımdı. Bundan da ticari tecrübe ve bilgilerimizle az olan sermayemizi değerlendirip, sermayesi biraz fazla olan biriyle ortak olup Gaziantep’ten bir dükkan kiraladım ve tuhafiyecilik ticaretine başladık. Eylül 1962.

İlkokul Diploması

Aralık 10, 2008

Eve gelir gelmez şehre kitap almaya gittim. Beşinci sınıfın kitaplarını ve bir de ansiklopedi aldım. Temel sağlam olsun diye ilkokul dördüncü sınıfın da tüm kitaplarını aldım. Evvela dörtdüncü sınıfın kitaplarını şöyle bir yutarcasına okudum, çalıştım. Ondan sonra da beşinci sınıfın kitaplarını okudum.

Birgün bütün kitaplarımı toplayıp bir paket yaptım. Alıp Hasan öğretmenin yanına gittim.
(more…)

Babamın Bedduası Herkesi Güldürdü

Aralık 10, 2008

Bir yaz, babam biraz rahatsızlanmıştı, abim askerde idi. Ekinleri yevmiyecilerle birlikte biçtim. Sıra buğday saplarını kağnı arabasıyla harmana taşımaya gelmişti. Ben de bu sapları kağnı arabasıyla taşıma işini analığımla yapıyordum. Analığım her zaman bize yardım ederdi. O, bize annemizi aratmamıştı ve her zaman bize iyi davranmıştı.
(more…)

Palo Demiryolu Çalışmaları

Aralık 10, 2008

Bir ara yolboyunda, yani demiryoluna taş çektirmek için çavuşluk yapanlar yaygara yapıp para avans dağıttılar. “Günde bu kadar para kazanıyorlar, şu kadar para

kazanacaksınız!” diyorlardı. Biz de heveslendik. Ali abimle birlikte hazırlığımızı yaptık. Halbuki, işimiz var, yani pek ihtiyacımız yoktu.

Neyse, biz de biraz avans para aldık. Kafilece eşeklerle yola koyulma günü geldi. Bir kat örtüyü eşeğin sırtına yükleyip yola çıktık. Kona göçe, gide gide Palo’ya vardık.
(more…)

Boş Zamanı Değerlendirme

Aralık 10, 2008

Köy odasında bazı romanları, hikâye ve cenk kitaplarını sesli okuyarak cemiyeti dinlendiriyordum. Ve bu okumalar karşılığında birer “Aferin” alıyordum.

– Aferin İbrahim, çok güzel okudun, denildiği zaman okuma hevesim daha da artıyordu.
(more…)

Babamdan Bazı Sözler

Aralık 10, 2008

Köyden ve çevre geleneklerinden bazılarını şöyle özetlemek mümküdür: Sevgi, saygı, misafirperverlik, hoşgörülü olmak, insanlerin gelişmesini izlemek ve bunlar gibi.

Nedense, yakın köylere ve tanıdıklara gidip gelmede herhangi bir iş olursa babam hep beni gönderirdi. Ve ben gidip geldikten sonra da adeta beni sorguya çeker gibi benden

rapor alırdı:

– “İbrahim, nasıl gidip geldin, nasıl oldu, kimleri gördün, nasıl halhatır sordular ve seni nasıl ağırladılar?” gibi bir sürü soru sorar ve makul cevap isterdi, ben de hiç

bıkmadan tek tek cevap verirdim.

Birgün yine beni bir iş için köye gönderdi. O gittiğim ev de o zamanki muhitin en zengin evi idi. O zamanlar ben yaklaşık ondört yaşlarında idim. Ben gidip geldikten

sonra. Her zaman olduğu gibi yine babam bana birçok soru sordu ve sonra da şöyle bir soru yöneltti:

– İbrahim,
– Buyur baba.
– Bu misafirlikte sana sigara ikram ettiler mi?
– Evet baba, ikram ettiler.
– Ya sen ne yaptın, alıp içtin mi?
– Hayır baba, alıp içmedim, zorladılar, ben de: Çok teşekkür ederim, kullanmıyorum, dedim.
– Çok iyi etmişsin. Sana sigara ikram etmek onlara bir şereftir. Fakat onu alıp içmemek de sana bir şereftir, buyurdu.

Şimdi daha iyi anlıyorum ki, babam okumuş değildi ama çok kuvvetli izlenimleri vardı…

Parlı Köy Hocasından Seçme Yazılar ve Şiirler

Mayıs 20, 2007

Gece gündüz kâr-i kisvin eyle berk,
Kalırsa düşmana kalsın dosta muhtaç olma tek.

(more…)

Paralı Köy Hocasına Gidişim

Mayıs 20, 2007

Köylerde boş zamanlar kış ayları olduğundan babama yalvarmaya başladım, beni bir hocaya göndermesi için. Köyümüze iki saat kadar uzaklıkta bulunan Yapılıpınar köyünde Ali hocanın parayla çocuklara ders verdiğini duymuştum. Nihayet babamı buna razı ettim.

Ocak 1947 tarihinde babam beni Yapılıpınar’a götürüp Süleyman Çiçek’in evine bıraktı. Bana bir kalem, bir de defter aldı. Bir iki tane de eski kitap uydurdu. Ali hocaya da bir aylık ders karşılığı 2.5 lira ödeyecektik. 2.5 lira o zaman az para değildi, çünkü bir koyun 5 liraydı.
(more…)

Annemin Ölümü

Nisan 16, 2007

Böyle bağırmalara meydan vermemek için çok dikkatli davranıyordum. Böylelikle yazı getirdim. Mart ayı yarıyı geçmişti. Öküzler daha otlağa bırakılmıyordu, ama koyunları otlağa bırakmaya başlamıştık. Birgün akşam zamanı eve döndüm ki annem yatıyor. Niçin yattığını sordum. Babam:

– Anneniz hasta, dedi.
– Baba ne hastalığı? Annem her hastalıkta yatağa düşmez, dedim.
– Oğlum çok fena düştü. Durum “iyi” değil.
(more…)