Yemek Kimden

Zaman 1975. Türktepe İlkokulu’nda beşinci sınıfı okutuyorum. Beşinci sınıfı mezun edeceğim; çünkü Mayıs ayının sonundayız. Her iki devrede yaklaşık otuz öğretmen bulunmaktadır. Bana “İbrahim bey, adettir, sen bize mezuniyet yemeği vereceksin, çünkü 5. sınıfı mezun ediyorsun” dediler öğretmen arkadaşlarım.

Ben de, ben öğrencilerimden bunu isteyemem, ama ille de “Mezuniyet yemeği isteriz” derseniz ben kendimden size bir yemek veririm, dedim. “Bize mezuniyet yemeği ver de nasıl verirsen ver.” …kendimce hazırlığa başladım.

Öğrencilerden olamaz dememin sebebi; öğrencilere ne desem getirirler ama bazılarının babaları fakir, onlar katkıda bulunamayınca öteki arkadaşları arasında ezilecekler ve onurları incinecek… Onun için dedim ki, öğrencilerimden bu mezuniyet yemeğine katkı istemem. Madem ki gelenektir diye benden mezuniyet yemeği istiyorsunuz, bunu ben üstlenip siz arkadaşlarıma bir mezuniyet yemeği vereceğim.

Bunu böyle kararlaştırdık ve yemek olarak ne istediklerini ve gününü saatini de birlikte kararlaştırdık. Yemek olarak patlıcan kebabı, lahmacun ve yanına da bol salata ve ayran kararlaştırdık.

Ancak bazı arkadaşlar “Yemek sonunda da İmam Usta’nın baklavası, yani havuç dilimi isteriz” dediler. Gaziantep’te İmam Usta’nın havuç dilim meşhurdur, tabii ki ona da peki dedim.

Bundan sonra sınıfımda bu diploma mezuniyeti yemeğinin zamanlamasını, görev bölümü, evlerden getirlecek tabak ve kaşıkların ve yapılacak işleri anlattım ve bazı öğrencileri görevlendirdim.

Öğrenciler sınıfça el kaldırarak yemek masraflarına da katkıda bulunmak istediler ve ben buna kesinlikle izin vermedim. Öğrenciler: “Öğretmenim, her sene yapılan mezuniyet yemeklerine öğrenciler de katkıda bulunuyorlardı, siz neden buna müsaade etmiyorsunuz?”

Öğrencilerime, hiçbir zaman hediye kabul etmediğimi ve öğrencilerimin bana hediyesi bir dal çiçek olduğunu hatırlatarak düşünce ve mizacımı onlara anlatarak kavratmaya çalıştım. Ve ondan sonra yemek verilişinde yapacağımız işleri bir daha özetleyerek anlattım.

Yemek günü, saati ve yemek verilecek yeri belirledim. Yemek Cuma günü saat birde yani 13.00’de masalarla donatılmış bir sınıfta verilecekti. Yukarıda anlattığım gibi hizmet ve görev bölümleri belirlendi. Her öğrenci üstlendiği hizmet, çalışma görevlerini başarı ile tamamlamak için bir daha tekrarlandı.

Herşeyi planladığım gibi yaptırdım. Cuma günü saat 12’de zil çalındıktan sonra yemek yenmeye başlanacaktı. Ve öyle oldu, saat 12 zili çaldı ve bütün öğretmen arkadaşlarım toplandılar, yani hem sabahçı ve hem de öğleci öğretmenler hazırlandılar ki, daha yemeğe başlamadan davetsiz misafirlerimiz geldiler.

Okul Müdürümüz Tacim Karadağ, buyur etti bu misafirleri yemeğe. Misafirler kim? Milli Eğitim Müdürü, İlköğretim Müdürü ve Müfettiş. Misafirler okul müdürünün odasına girdiler, “Biz öğrencilerden mezuniyet yemeği yemezik” dediler.

Okul müdürümüz “Hayır efendim, bu mezuniyet yemeği öğrencilerden değil; aynen görüşünüze uygun bir öğretmen arkadaşımız İbrahim beydendir” diye cevap verdi. Bu cevaptan sonra bu misafirlerimiz de “O zaman oldu; madem ki bu yemek öğrencilerden değil de bir öğretmen arkadaşımızdandır, o zaman biz bu yemeği seve seve beraber yeriz” dediler. Ve birlikte bu hazırlanan yemeği ve ardından da İmam Usta’nın havuç dilimi baklavasını yedik. Ve teşekkür edip, görevini de tamamlayıp gittiler. Tabii ki ardından da bu örnek davranış için okul müdürümüz bana teşekkür etti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s