Ortaokul Safhasına Giriş

Gaziantep’e taşınır taşınmaz, bir taraftan ticaret işlerimi düzene koydum ve diğer taraftan da hemen okul dışından öğrenci kabul eden Gaziantep Lisesi’nin ortaokul bölümüne kaydımı yaptırdım. Açtığım tuhafiye dükkanımda, boş zamanlarımda çalışarak sınavlara da hazırlandım. İlk iki dönemde sınav, okul dışından girenler için çok zor oldu. Çünkü sınava hangi dersten giriyorsak, o dersin 1. 2. ve 3. sınıfını bir girişte başarmalıydık. Bir girişte bu üç kitaptan ikisini verip birini veremedin mi her üç kitaptan da başarısız sayılıyordun. Böylece bir girişte bir dersin üç sınıfını da vermek kolay değildi. Mesela matematik dersinin 1. 3. kitabını başarıp da 2. kitabın dersini başaramadın mı her üç dersten de başarısız sayılıyordun, ve bunun gibi.

Böylece birinci girişte ancak iş dersinin ve din dersinin birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarından başarı sağladım. Yine de benim için bu büyük bir başarı idi ve bana kıvanç veriyordu.

Ortaokulun bütün kitaplarını alıp sınırsız çalışıyordum. En büyük derdim okulun programında kitapların sık sık değiştirilmesi idi. Çünkü, bir yazarın ders kitabından çalışıyordum, altı ay sonra o ders kitabının yerine başka bir yazarınki alınıyordu. Bundan da çalışmalarımın çoğu başarısızlığa uğruyordu. Bir de okul dışında sınavları başarıp diploma almaya hak kazanmak şu yüzden de zor oluyordu: Öğretmenler açıkça “Siz okul dışından girenler üvey evlat sayılırsınız. Öğrencimizin dördünü kurul kararı ile beşe çıkarabiliriz. Fakat siz yedilik yapmadan beş beklemeyiniz. Ona göre çalışıp geliniz. Sizin için daime iki not firedir…” diye ihtar ederlerdi.

Bütün bu zorluklar karşısında yılmadan çalışıyordum ve her gün azmim biraz daha bilenmiş oluyordu. Bazı öğrencilerle arkadaşlık yapıyordum. Bu konuştuğum öğrencilerin çoğu bana “Başaramazsın bu işi. Çünkü, senin için zaman sınırlıdır. Üç yılda başaramazsan bütün emeğin boşa gider. Gel bu işten vazgeç.” diyorlardı.

Ben bu gibi ahkamlara hiç aldırmadan işime ve okuma çalışmalarıma deam ediyordum.

Hiç bir zaman okuma yüzünden işimi ve ailemi ihmal etmedim. “Sınavlara girme hariç.” Daima boş zamanlarımı değerlendirerek okumamı devam ettirdim.

Ancak böylece üç sınıfın sınavını bir girişte vermek çok zor bir işti. Çünkü üç kitaba birden çalışmış olsan bile; bir günde sınavını başarılı olarak vermek güç oluyordu. Milli Eğitim bunu anlamış olmalı ki, bir kararla bunu değiştirdiler: “Öğrencilerin başardığı her ders kendisine kalacak” denildi.

Bu emirden sonra çalışmalarım daha da başarılı geçti. Hayatımda hiç kopya çekmeye teşebbüs etmedim ve böyle birşeyi hiç düşünmedim bile. Daima alacağım notların, çalışmamın, bilgimin karşılığı olacağını düşündüm.

İkmale kalan öğrenciler bizimle sınava girerlerdi. Bu öğrenciler çoğunlukla kopya çektiklerini söylerlerdi. Kendilerine, kopyanın iyi birşey olmadığını söylerdim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s