Köyde Seçim

Günlerden pazar günü, tabii ki o gün okul tatil. Ama o gün okulda büyük bir hareket var: Okulda seçim yapılıyor, yani genel seçim yapılmaktadır. Oy’unu kullanıp gelen; seçimi, okuldaki hareketi ve yaşadığı heyecanı anlatıp duruyor, ballandıra ballandıra…

Ben de geleni dinliyorum. Neyse gelen komşularla oturup sohbete daldık. Bir çay hazırladılar; hem konuşarak seçimden, şundan, bundan bahsettik ve hem de çaylarımızı yudumladık. “Artık yeter” diyenlere, bu Gaziantep çayıdır, içilir, deyip ikişer üçer çay içirdik ve böylece zaman ilerledi.

– Hocam zaman geçiyor, sen oyunu kullanmayacak mısın? dediler.
– Elbette oyumuzu kullanırız, daha zaman var, dedim.
– Hocam hangi partiye verecen oyunu? dediler.
Bu şaka mahiyetindeki sorulara İsmet İnönü’nün babasına vermiş olduğu bir yanıtla cevap verdim ve şöyle dedim: İnönü, gizli bölmede oyunu mühürleyip zarfa koymuş ve çıkıp zarfı sandığa atınca, gazeteciler dayanamayıp sormuşlar: Paşam sen oyunu hangi partiye verdin? İnönü, şöyle cevap veriyor bu soruya:
– Saygıdeğer basın, oyumu hangi parti için kullandığımı söylersem gizli oy kullanmanın ne anlamı kalır?

Böylece misafirlerimin sorularına da cevap vermiş oldum. Biraz daha çeneleştik. Daha sonra misafirler ve biz de oyumuzu kullanmaya gittik.

Okula gittik, hemen gider gitmez oy kullanmaya yumulmadım. Kenarda durup biraz gözlem yaptım. Oy kullananlara yardım edenler, gözlem yaptığımın farkında olunca, hemen herkes çekildi.

Vaziyetin düzeldiğini ve bundan sonra gelenlerin oylarını bağımsız ve serbest kullandığını görünce, ben biraz daha ayağımı ağırlaştırdım. Benim ağırlaştığımı sezen o yardım seven kişiler, bana da şöyle yardımda bulunmak istediler:
– Hocam, buyrun oyunuzu kullanın, yani siz beklemeyiniz, diye bana hürmet ve saygıda bulundular.
Bu hürmet ve saygıya teşekkür edip, yavaş yavaş ve düzenli bir şekilde oyumu kullandım ve imzamı attım. Hanım da oyunu kullandı ve o da listeyi imzaladı.

Ben biraz daha ayağımı ağırlaştırıp izlenim yaptım. Benim hanım, gel gidek, yaptığın yeter dedi ve okuldan ayrılıp yavaş yavaş evimize geldik. Oy sayım zamanına kadar oturdum ve tekrar kalkıp gittim, oy sayımının neticesin öğrenmek için.

Görevli falan olmadığım için sadece uzakta durup gözlem yaptım. Oyların sandığı açıldı ve sayım yapıldı. Ve baktım birden bir velvele koptu: “Bu köyde oylar hep A Partisine çıkardı. Bu sefer B partisine neden 25 oy çıkıyor? Bunu kim yaptıysa karşımıza çıkıp hesap vermelidir. Bu oyları B Partisine veren veya verdiren açıkça meydana çıksunlar.” deyip bir grup “Amigo” çalım satmaya başlıyorlar.

Okul müdürü Sayın Süleyman Taşyürek’e dedim ki, bu köydeki bu seçimden ne anladın? Yani bu köyde oyunu kullanmada herkes hür değil mi? Taşyürek:
– ne gezer bu köyde hür oy kullanmak. Hocam, siz gelmeden önce gizli yerde bir adam vardı, oy pusulasını zarfa yerleştirip ellerine veriyordu. Siz oyunuzu kullanmaya geldiğinizde okulun penceresinden dışarı atladığını ben gördüm. Siz gidene kadar da cesaret edip giremediler. Bu 25 oy B Partisine oradan kaçtı. Onun için bu “Amigo”ların canı sıkıntılı. Yani bu ilk olan birşey bu köyde.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s