Köy Öğretmeni (Silahsız Mehmetçik)

Tarih 14.10.1971. Öğretmen Okulu’nu okul dışından bitirip, yirmiüç gün de Gaziantep Merkez Kurtuluş İlkokulu’nda aday öğretmen uygulaması yapmıştık. Kurtulş İlkokulu’nda uygulama gören bizler 54 öğretmen adayı idik. (Ancak, bir tek fizik dersim kalmıştı. Ona da Haziran’da girecektim.)

Ünite, günlük ders planı ve kritik dosyalarımızı bekliyorduk. Aday öğretmenlerinden bir hanımın dosyası gelmemişti. Bu yüzden de dosyaları bekleme işi üç saat kadar sürdü. Bu arada adaylıktan öğretmenliğe geçip geçmediğimizi merak edip dururken, herkes birbirine yeni mesleğiyle ilgili sorular soruyordu. Burada özellikle “Niçin öğretmen olmak istiyorsun?” sorusu konuşuluyordu. İki genç birbirine:
– Sen niçin öğretmen olmak istiyorsun?
– Şey, şu askere gitmek korkusundan öğretmen olmak istiyorum. Eğer bu uygulamada kazanamazsam, hemen babam beni askere gönderecek.
– Benim de öyle, keşke kazansak!
Ve bunun gib konuşmalarla vakit geçiriyorduk…
Bu arada biri de bana sordu:
– Abi sen askerliğin yapmış görünüyorsun? Galiba. Niçin öğretmen olmak istiyorsun? Acaba işsiz misin?
– Hiçbiri. Askerliğim yaptım ve tuhafiye dükkanım da vardır…
Herhalde bu cevabımı ilginç gördüler ki, etrafıma toplandılar. Beni birbirine göstererek:
– Bakın bu abimiz askerliğini yapmış ve bir de tuhafiye dükkanı varmış. Okul dışından çalışarak sırayla bütün okulları bitirip öğretmen olmak istemiş…
Yine bana dönerek meraklı meraklı sormaya başladılar:
– Niçin öğretmen olmak istiyorsun? Sahiden çok merak ettik…
– Şey, öğretmenlik kutsal bir meslektir. Cemiyete ve insanlığa hizmet mesleğidir, dedim.

Bu cevabımdan fazla birşey anlamamış olmalılar ki, bu arkadaşlarımın şaşkınlıkları biraz daha arttı. Öğretmen adayı arkadaşlarımdan biri şöyle dedi:
– Askerliğimi yapmış olacağım, bir de tuhafiye mağazam olacak, ben gelip aylık 700 liradan öğretmenlik yapacağım… Neymiş? Kutsal meslekmiş, cemiyete, insanlığa hizmetmiş; bunların hepsi laftır bana göre…

Fakat kim ne derse desin, ben kararımı kesin olarak vermiştim. Çünkü benim kavramlaştırarak hayalime, bilincime yerleştirdiğim öğretmenlik mesleğimi bu arkadaşların anlamasına imkan yoktu. Mesleğin maddi yönü düşünüldüğü zaman bu arkadaşlara hak vermemek elde değildi. Ama beni hiçbir şey tehdit altına alamıyordu.

Gaziler Caddesi Vakıf İşhanı’ndaki tuhafiye dükkanımda çalışıyordum. Öğretmen okuluna kaydımı yaptırmıştım. Birinci, ikinci ve üçüncü sınıfların ders kitaplarının toplamı olan 52 kitabı almıştım. Dükkanda oturduğum yerin yanında teleklerin bir bölümünü kitaplık olarak kullanıyordum. Kendime bir okuma çalışması programı yapmıştım. Dükkanıma gelen müşterilerimle ilgileniyordum. Müşteri gittikten sonra hemen çalışmaya koyuluyordum.

Gelen müşteriler özellikle kitapları görünce:
– Ooo bu ne İbrahim, bu kitapları siz mi okuyorsunuz? Yoksa kitapçılığa mı başladınız?
– Evet, ben okuyorum, der ve rahatlıkla cevap verirdim.

Birgün bir öğretmen dükkanıma geldi. Oturdu, konuştuk. Ben öğretmenlik mesleği hakkında bilgi edinmek için şöyle bir soru sordum:
– Hocam, sahi öğretmenlik mesleği nasıl bir meslektir?
– Öğretmenlik mi? Öğretmenlik, evet, sana birşey söyleyeyim mi, eğer açlığa dayanırsan, öğretmenlik gibi iyi bir meslek yoktur…

Dosyaların gelmesini, geçip geçmediğimizi beklerken bu sözleri de bir kere daha anmısayarak öğretmen adayı arkadaşlara bir yerde hak vermek gerekiyordu. Çünkü gerisi, kutsal meslek, insanlığa hizmet vb gibi şeyler uzun vadeli manevi bir gerçektir.

Nihayet bütün dosyaların tamamlandığını söyleyerek bizi çağırdılar. İsimler okundu. Dosyalarımızın dereceleri ve geçtiklerimizi söylediler. Dosyalarımızı bize verdiler. Dosyaları veren öğretmenimiz konuşarak:
– Bakın çocuklar, siz artık öğretmen oldunuz. Yirmiüç gün emek verip hazırladığınız bu kıymetli dosyalarınız, mesleğinizde hayat boyunca size önderlik yapacaklardır. Öğretmen okuluna gidip atama dilekçelerinizi vermek için gerekli hazırlıkları yapabilirsiniz. Hepinize meslekte ve hayatta başarılar dilerim, dedi.

Hepimiz büyük bir coşku ile:
– Sağol öğretmenim, deyip dağıldık. Hepimiz çok sevinçliydik. Çünkü, hepimiz öğretmen olmuştuk, artık Milli Eğitim ordusunun birer neferi, birer Mehmetçiği olmuştuk.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s