Ankara’dan Kızılkoyunlu’ya Göç

Artık istifamı vermekten vazgeçip Kızılkoyunlu Köyü’nde de öğretmenlik görevimi sürdürmeye karar verdim. Köyün dolmuşu ile Haymana’ya, oradan da otobüsle Ankara’ya geldik. Zaman akşam olmuştu. Babam, çocuklar, evin balkonunda bizi bekliyordu. Çocuklar bizi görünce ağlamaya başladılar. Neyse içeri girip aldığımız yiyecekleri çocuklara verip zor bela avuttuk ve daha sonra olup bitenleri anlattım. Babam:
– Oğlum, ben size demedim mi gidin köyü görün, belki beğenirsinz. Demek iyi ki sizi göndermişim. Hakkınızda hayırlısı olsun.

Daha bir hafta istirahatim ve göreve başlamak için 10 gün de mehil müddet hakkım vardı. Fakat sınıf öğretmensizdi. Benim için istirahatin bitmesini beklemek olanaksızdı. Çünkü bir gün önce sınıfımın başına geçmek en büyük arzum ve idealimdi. O geceyi zor geçirdim. Sabah oldu, hemen bir kamyon aramaya başladım ki, evimi göçüp götüreyim.

Bu defa da fazla eşyalar, örtü ve yataklar başıma bela olmuştu. Eşyalarımın hepsini köye götürsem, hem koyacak yer yoktu ve hem de soyulma tehlikesi olacaktı. Nihayet çareyi Mehmet Taş’a yalvarmada bulduk. Bir odaya örtülerimiz doldurup kilitlemek için. Mehmet de bu işin kendisinin eşinde biteceğini bize söyledi.

Bu sefer de yalvar yakar ki, onun gönlünü edesin! Hanım da haklıydı, çünkü bize yatak odasını verecekti. Neyse ki hatırımızı kırmadı. Sağolsun, yatak odasını bize terketti.

Köyde bize lazım olacak kadar eşya ayırdık ve artanını da Mehmet Taş’ın evine yığdık. Bu eşyalar özetle şunlardır: Altı kat yatak, büfe, sandık ve bir sürü fazla kap kacak, bardak, tabak vb.

Köyde bize lazım olacak olanı da kiraladığım kamyona yükledik. Babamın da biletini alıp Gaziantep’e yolladım ve bizi sormaya geldiği için de minnettarlığımızı belirttik. Çocukları da kamyonun şoför mahalline toplayıp Haymana-Kızılkoyunlu Köyü’nün yolunu tuttuk.

Hem sevinçli ve hem de endişeli idim. Sevinçli idim: Çocuklarım ve ailece böyle büyük bir felaketten kurtulmuştuk. Endişeli idim: İlk olarak görevli gittiğim yerde istediğim gibi başarılı olup, bu köye bir okul kazandıramamıştım. Bu durum beni çok üzüyordu.

Hanım, arasıra beni teselli edip:
– Üzülme, sen elinden gelen bütün çabalarını sarfettin. Fakat köylü bunu takdir etmedi. Üzülecek birşey yok bunda. Yani ille de ölmek mi lazım, bu köyde bir okul yaptırmak için? diyordu.
– Ölmek bundan iyidir! Benim canım Kubilay’dan daha mı tatlıdır?
– Öyle deme İbrahim Bey, Allah etmesin, öyle birşey olursa ben ne yaparım, şu dört çocukla ben nereye gidebilirim?
– Neyse şimdi boşver bu sözleri, zaten benim de boynumu büken çocuklardır. Yoksa tayinim başka yerlere yaptırmaktansa köyde bu görev uğruna ölmeyi tercih ederdim.
– İyi ama ölümünle iş bitmiyor ki. Sen Kubilay demiştin, Kubilay ne yapmış?
– Kubilay da benim gibi bir öğretmendi. Sana özetle anlatayım: Bu öğretmen Menemen’de yedek subay olarak askerlik görevini yapıyordu. Derviş mehmet isminde biri başına biraz yobaz toplayarak ayaklandırdı. “Biz şeriat isteriz” diye Kubilay’ın bölüğünün üstüne yürüdüler. Kubilay bu meşum olayı bastırmak istedi. Fakat elindeki mermiler tahta mermilerdi. Bu çatışmada yobazların hücumuna uğrayarak öldü. Atatürk ve zamanın hükümeti olaya el koydu. Bu olayı yaratanların elebaşıları yargılanarak ve Menemen’de darağacı kurdurularak astırıldı. Kubilay’ın da anıtı yaptırıldı.
– İyi söylüyorsun ama şimdiki devir o devir mi? Şimdi duyuyoruz ki bir öğretmeni öldürene ödül para veriyorlar!
– Neyse bırakalım bu konuyu, senin anlayışınla benim anlayışım aynı değil.

Kamyonumuz Ankara’dan çıkıp Gölbaşı’nda Haymana yol ayrımına girmişti. Atilla:
– Baba kamyonumuz başka yola döndü, dedi.
– Oğlum daha yeni Haymana yoluna girdik, dedim.
Bizim kamyon biraz daha yol alarak Haymana’ya girdi. Oradan indik. Çocukların bazı ihtiyaçlarını temin ettik, biraz dinlendik. Yine çocukları kamyonun şoför mahalline topladım. Bereket versin ki, kamyonun şoför mahalli geniştir. Şimdi Haymana’dan Kızılkoyunlu yolunu tuttuk. Bu yol da ham yani stabilize yoldu. Tozları yuta yuta yolumuza devam ettik. Ve nihayet Kızılkoyunlu Köyü’nün kenarına vardık. Kamyoncu:
– Abi ben bu kadar yolculuk yaparım, en çok köy yollarından huylanırım. Neyse ki rahat geldik. Yine de şansın varmış, araba yolda bozulup mozulmadı.
– Şoför bey, çok şükür ben şanslıyımdır. Ancak ilk olarak öğretmenlik yapmak için gittiğim köye bir okul kazandıramadım. Beni en çok üzen de bu oluyor. Yoksa hiçbir zaman şansımdan şikayetçi olmadım. Aslında şansı şikayet etmek yerine, çalışıp çabalayıp şansına yardımcı olmak lazım.

Kamyonumuz köyün içine girince, köylü hemen başımıza toplandı. Çocuklar sevinç çığlıkları attılar: “Yeni öğretmenimizin evi geliyor” diye. Baktım hemen okul müdürü Süleyman bey de geldi (Süleyman Taşyürek). Süleyman bey, kamyonun önüne düyerek tuttuğumuz eve kadar sokaklarda öncülük yaptı.

Nihayet köyü geçip, köyün alt tarafında, bahçenin ortasında, iki odalı, Abdullah dayının evinin önüne vardık. Köyde evi oraya yakın olanlar hemen koşup kamyondan eşya boşaltmaya yardım ettiler. Bir solukta kamyon boşaltıldı. Nakliyatçının hesabını verdim, teşekkür ederek çekip gitti.

Ben Süleyman bey ile okula gittim. Hanım da eşyalarını düzeltmeye çalıştı. Tabii bu arada köy hanımları da yardımlaşıyorlardı. Benim gelişime en çok Süleyman beyin sevindiği belli oluyordu. Çünkü kendisi tek başına dört öğretmenlik öğrencilere bakmak zorunda kalmıştı. Tam bu dar zamanda ben Süleyman beyin imdadına yetişmiş oluyordum.

Öğretmen Süleyman Taşyürek, hemen okulun ve öğrencilerin durumunu özetleyerek birinci devreyi bana verip ikinci devreyi yani 4. sınıfı bir hafta önce gelen bir bayan öğretmene verdi ve 5. sınıfı da kendisi aldı. Bu taksimatı yapıp öğrencilerin listesin bana verdikten sonra: “Oh yarabbim şükür, bugün de varmış” dedi. Ve bana dönerek “İbrahim bey, en dar günümde imdadıma yetiştin, neredeyse bunalım geçiriyordum bu öğrencilerin elinden” diye ekledi.
– Geçmiş olsun hocam, bundan sonra bütün gücümüzle yardımlaşacağız, öğrencilerimizi yetiştirmeye çalışacağız.
– Bu okul aslında beş öğretmen kadroludur, ama daha bir öğretmen gönderecekler yakında. Eğer o öğretmen de gelirse 1. ve 2. sınıfı sana veririm. Üçüncü sınıfı bir öğretmene, dördüncü sınıfı bir öğretmene ve beşinci sınıfı da ben alırım. Belki o zaman daha derin bir nefes alırız. Hem öğrenciler de rahat ederler ve iyi öğrenme olanağına kavuşurlar.

Tabii bu hayallerin hepsi Şubat sömestr tatilinden sonra oluyor. Ama ne de olsa tedbir tedbirdir, sene sonuna yakın da olsa; öğrencilere birşey vermeye çalışmak, bir öğretmen için en iyi mutluluktur.

İsim listesini alıp sınıfa geçtim, kapıyı kapattım. Evvela kendimi çocuklara tanıtmak ve çocukların durumunu öğrenmek için ufak bir konuşma yaptım. Sonra isim yoklaması yaparak, çocukları liste sırasına göre oturttum. Defter, kalem hazırlattırarak bir yazı yazdırdım. Böylece çocukların bilgi ve öğrenim durumlarını ölçmüş oldum. Zil çaldı, teneffüse çıktık. Teneffüste de öğrencilerin oynama ve sosyal durumlarını izledim.

– Hocam (öğretmenler, birbirlerine hitap ederken çoğunlukla “Hocam” derler) bu köyde kimsenin sözünü kimseye söylemeyeceksin, kimsenin yanında başkasını övmeyecek veya yermeyeceksin. Tam anlamıyla köylünün işine fazla karışmamış ve aralarına girmemiş olacaksın. Yoksa döğüşürler ve manayı öğretmende bulurlar.

Zil çaldı, öğrenciler sınıfa girdiler, verdiği bilgiler ve uyarılar için okul müdürüne teşekkür edip sınıfıma girdim. Bu derste hem öğrencilerimle tek tek tanıştım ve hem de Türkçe kitabını okutarak sınıfın okuma durumunu ölçmeye çalıştım. Çünkü buna göre seviye grupları yaparak, başarılı olmaya çalışıyordum.

Böylece Kızılkoyunlu İlkokulu’nda akşam zili çaldı. Bir günü tamamlayıp eve döndüm. Benim hanım da o gün eşyaları düzeltirken iyice yorulmuştu. Akşam bazı yakın komşular “Hoşgeldiniz”e geldiler. Birlikte çay içip konuştuk. Kızılkoyunlu’da ilk günümüzü tamamlamış olduk.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s